İstenmeyen tüylerden kurtulmak için mevcut yöntemlerden tıraş ve ağda geçici çözümlerdir. Elektroliz Epilasyon iyi ve etkili bir çözüm olmasına karşın yıllar sürer ve ağrılı seanslar gerektirir. Bütün bu yöntemlerde alerjik reaksiyon ve kıl dönmeleri karşılaşılan yan etkilerdir.
Günümüzün popüler yöntemi lazer epilasyondur.
Epilasyonda kullanılan lazer ışını kıl kökündeki pigmenti hedefler, her lazer atımı yaklaşık 1,5 cm çapındaki bir alanda bulunan kıl köklerini imha eder. Soğuk uygulama ile lazer ışının teması sırasında cilt yüzeyinde oluşacak ısı azaltılır.
Günümüzde gelişen lazer teknolojisine paralel olarak Ruby, Nd:YAG, Diode ve Alexandrite lazerler epilasyon amaçlı kullanıma sunulmuştur. Her lazerin kendine göre avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Lazerler selektif fototermoliz prensiplerine göre çalıştıklarından diğer bütün yöntemlere göre önemli avantajlara sahiptirler.
Lazer epilasyon en iyi selektif fototermoliz teorisi ile açıklanabilir. Hedef seçici olarak ısıtılırken çevre dokuların korunmasını tarifleyen bu teoriye göre lazer ışının dalga boyu hedef tarafından seçici olarak emilmeli ve atım süresi (ışının temas süresi) hedefin termal relaksasyon (hedefin çevre dokuya zarar verecek kadar fazla ısınması) zamanından daha kısa süreli olmalıdır.
Lazer epilasyonda teorik olarak; folliküler melanin (kıl kökündeki melanin), folliküler epitel (kıl kökündeki epitel), keratin ve diğer proteinler gibi bir iç hedef olabileceği gibi, karbon bazlı solüsyon yedirilmiş kıl kökleri gibi dış kaynaklı bir hedef olabilir.
Efektif bir lazer epilasyon için ışın 3 mm derinliğe inmeli, daha çok melanin tarafından emilmeli ve hemoglobin tarafından emilimi az olmalıdır. Kıl kökünün imhası için gerekli enerji yoğunluğu kılın rengine, çapına ve derinliğine bağlı değişir. Kıl kökleri 30-100 mikrometre (1mm=1000mikrometre) çapa sahip olup termal relaksasyon zamanları birkaç milisaniyedir (1saniye=1000milisaniye).